MinyatürAnsiklopedisi
Sanatçı · 15. yüzyılın sonu - 1564

Matrakçı Nasuh

Matrakçı Nasuh, 16. yüzyılda yaşamış Bosna kökenli bir Osmanlı bilginidir: matematik, tarih ve silah talimi kitapları yazdı, matrak oyununda ustalaştı. Kanûnî Sultan Süleyman'ın Irakeyn seferini anlatan Beyân-ı Menâzil'deki şehir resimleriyle Osmanlı minyatürüne topografik bir yön kazandırdı.

Galata, Haliç ve Suriçi'yi tek yaprakta gösteren, çok renkli bir şehir resmi.
İstanbul ve Galata, Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irâkeyn, 1537, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, T. 5964.İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi; Wikimedia Commons · Kamu malı · Kaynak

Devşirmeden saraylı bilgine

Matrakçı Nasuh'un hayatına dair ilk bilgiler, kendi yazdığı kitaplardaki kısa notlara dayanır. Tam adı Nasuh b. Karagöz b. Abdullah el-Bosnevî'dir; ailesinin Bosna'dan geldiği bilinir. Bazı kaynaklar onu Bosna'nın Visoko kasabasıyla ilişkilendirir ve 1480 dolayında doğduğunu yazar; TDV maddesi ise doğum yerini ve tarihini kesin olarak vermez. Büyük olasılıkla II. Bayezid döneminde devşirme sistemiyle saraya alındı ve Enderun'da yetişti. Hocası olarak Sâî adında bir saray hocası anılır.

Sarayda bir yandan yazı, hesap ve resim öğrendi, bir yandan silah talimine yöneldi. "Silâhşor" olarak tanındı; adındaki "matrakçı" sözü, ahşap bir sopayla yapılan matrak oyununa, yani ahşap sopalarla yapılan bir silah talimi oyununa ustalığından gelir; kaynaklardan biri oyunun kurallarını da onun belirlediğini yazar. 1530'da Kanûnî'den bir menşur alarak ustalığının resmen tanındığı, Mısır'da Hayır Bey'in valiliği sırasında silah müsabakalarına katıldığı belirtilir. 1564'te öldüğünde muhtemelen ıstabl-ı âmire kethüdâlığı (padişahın ahırlarının yöneticiliği) görevindeydi.

Kitapları: matematikten tarihe

Nasuh, yalnız ressam değildi; bütün eserleri birbirini tamamlayan bir bilgi dünyası kurar. Matematik alanındaki ilk kitabı Cemâlü'l-küttâb ve kemâlü'l-hüssâb (1517), rakamları, dört işlemi, kesirleri ve ölçüleri anlatır; Umdetü'l-hisâb ise bu çalışmanın gözden geçirilmiş biçimidir. Silah talimi üzerine Tuhfetü'l-guzât (1530) ok, kılıç, kalkan, gürz ve at terbiyesini işler; kitapta yazarın kendi çizdiği talim şemaları bulunur.

Tarih alanında Taberî'nin dünya tarihini Türkçeye çevirip genişleten Mecmaü't-tevârîh (1551'e kadar getirilmiştir) ve Süleymannâme ile Rüstem Paşa Tarihi gibi eserleri yazdı. Süleymannâme'sinin resimli nüshalarının olduğu bildirilir. Bu çalışmalar, sarayın tarihi olayları yalnız metinle değil görselle de belgelemeye yönelmeye başladığı sırada ortaya çıktı.

Dicle'nin iki yakasında Bağdat'ın surlarla çevrili yerleşimini gösteren çift sayfa.
Bağdat, yaprak 47b-48a, Beyân-ı Menâzil, 944/1537, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, T. 5964.İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi; Wikimedia Commons · Kamu malı · Kaynak

Irakeyn seferi ve Beyân-ı Menâzil

Nasuh'un en bilinen eseri, Kanûnî Sultan Süleyman'ın 1533-1536 arasındaki İran ve Irak seferini anlatan Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irâkeyn'dir. Kitap, ordunun İstanbul'dan Tebriz'e, oradan Bağdat'a ve dönüşte Halep ile Diyarbakır üzerinden İstanbul'a uzanan yolunu konak konak anlatır. Eser 944/1537 tarihlidir ve İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi'nde, T. 5964 numarayla saklanır. Kayıtlara göre yaklaşık 107 şehir, kale, köy, han, köprü ve doğa manzarası içerir.

Her konak için aynı düzen kullanılır: yazıyla konağın adı ve mesafesi verilir, resimle yerin görünüşü. Şehirler kuş bakışı bir düzlemde, ama yapıların cepheleri öne dönük çizilir; böylece okur hem sokak düzenini hem camilerin, surların ve köprülerin biçimini aynı resimde görür. İnsan figürü neredeyse yoktur. Renk, haritadaki bilgiyi ayırt etmek için kullanılır: sular mavi, ağaçlar yeşil, çatılar kırmızı ve turuncudur. Şehir ve harita temasında bu çizim, Osmanlı topografik resminin erken ve önemli örneklerinden sayılır.

Bağdat, Tebriz, Sultaniye, Diyarbakır, Konya ve İstanbul gibi şehirlerin tasvirleri, bugün kimi yapıların erken ve ayrıntılı görüntülerinden biri olarak mimarlık tarihçilerinin başvuru kaynağıdır. İstanbul resmi ise Galata, Suriçi ve Haliç'i bir arada gösterir; aynı sayfada Ayasofya, Aya İrini ve şehir surları ayırt edilebilir.

Minyatür mü, harita mı?

Nasuh'un resimleri, Osmanlı minyatürüne yeni bir tür kazandırdı ama okurların ilk sorusu hâlâ bu çizimlerin ne olduğudur. Kullanılan bakış açısı yukarıdan ve önden bakışın karışımıdır; ölçek ve oran, yapıların önemine göre değişir. Bu özellikleri, onu modern anlamda haritadan ayırır. Öte yandan şehirlerin sokak ve yapı düzeninin yüksek bir doğrulukla verildiği, ölçüm araçları olmadan çalışan bir sanatçı için dikkat çekici bir doğruluktur.

Aynı üslup, onun yetiştiği ortamda düşünülürse anlaşılır: bir yanda matematik ve hesap, öte yanda sefer güzergâhı bilgisi ve silah talimi vardı. Bu üç alan, Beyân-ı Menâzil'deki dikkatli, sayıya ve düzene dayalı anlatımda birleşir. Eserin bilinen tek nüshası İstanbul'dadır; şehir resmi anlayışı ise sonraki Osmanlı tarih kitaplarında farklı biçimlerde devam etti.

Oval surlarla çevrili, sokakları ve bahçeleri görünen bir şehrin kuş bakışı resmi.
Tebriz planı, Matrakçı Nasuh, 1538 civarı; Beyân-ı Menâzil çizimlerinin devamı olarak anılır.Wikimedia Commons · Kamu malı · Kaynak

Hatıra ve ölüm

Nasuh, 16 Ramazan 971'de (28 Nisan 1564) öldü. Bosna'da bugün de adı anılır; memleketinde bir sokağa adı verilmiştir ve kimi anlatılarda "Bosnalı Leonardo" diye anılır. Bu benzetme çok yönlülüğünü vurgulamak için kullanılır; sanatçı ve bilgin olarak yetiştiği Osmanlı sarayı, onu bir ansiklopedik usta gibi gösterecek kadar geniş bir meslek yelpazesine sahipti.

Nasuh'un katkısı, Osmanlı kitap resminin yalnız süsleme ve anlatı değil, belge ve bilgi aracı olarak da kullanıldığını göstermesidir. Bu yön, sonraki dönemde Nakkaş Osman çevresinin tarih ve tören resimlerinde başka bir biçimde devam etti.

Çizimleri okumak

Bu sayfadaki görseller, Beyân-ı Menâzil'in farklı şehir tasvirlerini yan yana gösterir ve çizim düzenini karşılaştırmaya olanak verir. İstanbul sayfasında Galata ve Haliç üstte, Suriçi alt bölümde yer alır; Boğaz ve Haliç mavi bir bant olarak çizilmiş, gemiler küçük yelkenlilerle gösterilmiştir. Bağdat çift sayfada, Dicle'nin iki yakasına yayılan iki ayrı yerleşim olarak verilir; nehir sayfanın ortasından geçen düz bir şerittir ve kıyılarda surlu yapılar sıralanır. Tebriz ise oval bir sur içinde, sokak ve bahçelerin görüldüğü bir plan gibidir; Sultaniye'de kubbeli büyük türbe, çevresindeki yapılara ve yeşil zemine rağmen merkezde yer alır. Diyarbakır resminde ise beyaz bir sur dikdörtgen bir çerçeve oluşturur ve içindeki evler küçük, camiler ise daha belirgin çizilir.

Bu farklar, Nasuh'un her şehri aynı kalıba oturtmadığını, yerin coğrafyasına göre sayfa düzenini değiştirdiğini gösterir. Ortak olan şey, her şehirde sur, cami, köprü ve su yolunun ayırt edilebilir bir biçimde verilmesidir.

Görseller

Benzer sanatçılar

Hamiler

Eserler

Ekoller

Konular

Teknikler

Koleksiyonlar

Kaynaklar

Bu sayfa özet bilgi verir; tarihler ve atıflar kaynaklara göre değişebilir. Hata gördüyseniz düzeltme önerin. Son güncelleme: 10.10.2026.